Randevu Alın
Daha fazla bilgi ve randevu almak için bizimle iletişime geçin.
1. Pankreas Kanseri Nedir?
- Pankreas kanserlerinin büyük çoğunluğu duktal adenokarsinomdur
- Tek tip bir hastalık değildir
- Aynı evrede farklı biyolojik davranış gösterebilir
- Erken mikrometastatik yayılım eğilimi vardır
- Tedavi planı anatomik evre + biyolojik risk birlikte değerlendirilerek yapılır
2. Hastanın Hekime Gelirken Getirmesi Gerekenle
• Tüm patoloji raporları (EUS biyopsi, sitoloji, cerrahi patoloji)
• Tüm görüntülemeler (CD veya dijital erişim)
• Endoskopi ve EUS raporları
• ERCP ve safra stenti bilgileri
• Daha önce alınmış kemoterapi veya radyoterapi epikrizleri
• Güncel kan tahlilleri ve CA 19-9 sonuçları
Eksik bilgi:
• Yanlış evreleme
• Gereksiz tetkik
• Yanlış tedavi sıralaması
riskini artırır.
3. Tanı ve Tetkikler
Klinik ve Laboratuvar
•Performans durumu
• Kilo kaybı ve beslenme durumu
• Karaciğer fonksiyon testleri
• Safra yolu tıkanıklığı değerlendirmesi
• CA 19-9 (bilirubin düzeldikten sonra)
Görüntüleme Tercihleri
- Birinci basamak: Pankreas protokolüne uygun kontrastlı batın Bilgisayarlı Tomografi
o Arteriyel (pankreatik) faz
o Portal venöz faz - Tamamlayıcı:
o Üst batın MR / MRCP
o Seçilmiş olguda PET-BT - Doku tanısı:
o EUS eşliğinde biyopsi - Seçilmiş olguda:
o Tanısal laparoskopi (periton tutlum riski yüksekse)
CA 19-9
• Tanı koydurucu değildir
• Takipte seri değişim (trend) önemlidir
• Safra tıkanıklığında yalancı yüksek olabilir
• Lewis antijen negatifliği olan hastalarda CA 19-9 hiç yükselmeyebilir
CA 19-9 > 500
• Yüksek biyolojik risk göstergesi
• Mikrometastatik hastalık olasılığı artar
• Neoadjuvan tedavi lehine güçlü sinyal
• Tedavi sıralamasını etkiler
4. Moleküler Biyoloji ve Genetik
- En sık mutasyonlar:
-
-
KRAS
-
TP53
-
CDKN2A
SMAD4
-
-
KRAS + TP53 birlikteliği
-
Agresif biyoloji
-
Tedavi direnci
-
-
Mezenkimal (basal-like) fenotip
-
Erken progresyon eğilimi
-
Herediter (Kalıtsal)
Tüm pankreas kanseri hastalarında değerlendirme önerilir
-
Özellikle:
-
Genç yaş
-
Aile öyküsü
-
-
Sık ilişkili genler:
-
BRCA1 / BRCA2
-
PALB2
-
ATM
-
NGS ve MRD
-
Metastatik veya yüksek riskli hastada NGS
-
Tedaviyi değiştirebilecek nadir hedefleri yakalamak için
-
ctDNA / MRD
-
Rutin standart değildir
-
Nüks riski ve takip stratejisini güçlendirir
-
5. Cerrahi Yaklaşım
Temel Felsefe
-
“Ameliyat yapılabilir mi” değil
• “Ameliyat hastaya fayda sağlar mı”
Rezektabl
-
Majör damar invazyonu yok
• Cerrahi sınır güvenliği yüksek
• Cerrahi + adjuvan sistemik tedavi
Borderline Rezektabl
-
Ana damarlarla sınırlı temas
• Doğrudan cerrahi yüksek riskli
• Önce neoadjuvan sistemik tedavi, sonra yeniden değerlendirme
Unrezektabl / Lokal İleri
• Majör damar invazyonu
• Cerrahi küratif değil
• Sistemik tedavi temel yaklaşım
• Yanıt alınırsa yeniden rezektabilite değerlendirilir
6. Radyoterapi
Eski Nesil Yaklaşım
-
Kobalt 60 ve benzeri teknikler
• Geniş alan, yüksek yan etki
• Klinik katkı sınırlı
Modern Radyoterapi
-
IMRT / SBRT
• MR kılavuzlu radyoterapi (MR Linak)
o Günlük adaptasyon
o Hareket takibi
o Daha iyi organ koruması
Klinik Kullanım
-
Rutin değildir
• Seçilmiş hastalarda:
o Borderline veya lokal ileri hastalık
o Sistemik tedavi sonrası lokal kontrol ihtiyacı -
Multidisipliner karar esastır
7. Sistemik Tedavi
Genel İlke
Tedavinin omurgasıdır.Seçim; hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri ve hastanın performans durumu birlikte değerlendirilerek yapılır.
Pankreas kanserinde sistemik tedavi, hastalığın doğal seyrini değiştirmeyi hedefleyen temel yaklaşımdır. Bu hastalık erken dönemde mikrometastatik yayılım eğilimi gösterdiği için yalnızca cerrahi veya lokal tedavilere dayanan stratejiler çoğu zaman yetersiz kalır. Bu nedenle sistemik tedavi, hastalığın evresinden bağımsız olarak tedavi planının merkezinde yer alır.
Sistemik tedavinin amacı yalnızca tümör boyutunu küçültmek değildir. Asıl hedef; mikroskobik hastalığı baskılamak, tümör biyolojisini kontrol altına almak, hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak ve hastanın yaşam süresi ile yaşam kalitesini mümkün olan en üst düzeyde tutmaktır.
Tedavi planı oluşturulurken; hastalığın anatomik yaygınlığı, biyolojik agresifliği, moleküler ve genetik özellikleri ile hastanın genel durumu birlikte değerlendirilir. Tedavi süresi ve kür sayısı baştan sabitlenmez, hastanın yanıtına ve toleransına göre zaman içinde şekillendirilir.
Neoadjuvan
Ameliyat ya da Radyoterapi öncesi tümör kontrolü tedavisiBorderline rezektabl.
Yüksek CA 19-9.
Yüksek biyolojik risk.
Neoadjuvan sistemik tedavi, özellikle borderline rezektabl pankreas kanserinde ve biyolojik olarak agresif özellikler taşıyan hastalarda tercih edilen bir yaklaşımdır. Amaç, cerrahi öncesinde sistemik kontrol sağlamak ve cerrahiden gerçek fayda görecek hasta grubunu daha doğru belirlemektir.
Neoadjuvan tedavinin temel hedefleri; mikrometastatik hastalığı erken dönemde baskılamak, tümörün tedaviye duyarlılığını değerlendirmek, erken progresyon gösteren agresif biyolojiyi ayıklamak ve cerrahi sınır negatifliği olasılığını artırmaktır.
Borderline rezektabl hastalıkta neoadjuvan yaklaşımın etkinliği klinik çalışmalarla gösterilmiştir. Alliance A021501 çalışmasında neoadjuvan modifiye FOLFIRINOX rejimi temel sistemik tedavi omurgası olarak kullanılmış ve bu hasta grubunda etkinliği ortaya konmuştur. Aynı çalışmada kemoterapi sonrasında rutin radyoterapi eklenmesinin standart yaklaşım haline gelmesi için yeterli katkı göstermediği görülmüştür.
PREOPANC randomize çalışması, rezektabl ve borderline rezektabl hastalarda neoadjuvan kemoterapi ve kemoradyoterapi yaklaşımının, doğrudan cerrahi sonrası adjuvan tedavi stratejisine kıyasla uzun dönem sağkalım avantajı sağlayabileceğini göstermiştir.
Neoadjuvan dönemde en sık kullanılan sistemik tedavi rejimleri şunlardır:
FOLFIRINOX
Modifiye FOLFIRINOX
Gemcitabin ve nab-paklitaksel kombinasyonu
Neoadjuvan tedavi süresince hastalar düzenli aralıklarla görüntüleme yöntemleri ve klinik değerlendirme ile izlenir. Uygun yanıt veya hastalık stabilitesi sağlanırsa cerrahi yeniden değerlendirilir. Erken progresyon saptanan hastalarda cerrahiden vazgeçilerek tedavi metastatik hastalık prensiplerine göre yeniden düzenlenir.
Adjuvan
Ameliyat ya da Kemoradyoterapi sonrası koruma tedavisiCerrahi sonrası çoğu hastada gereklidir.
Mikroskobik hastalık kontrolü.
Cerrahi olarak tümör çıkarılmış olsa dahi pankreas kanserinde mikroskobik rezidüel hastalık riski yüksektir. Bu nedenle performans durumu uygun olan hastaların büyük çoğunluğunda adjuvan sistemik tedavi önerilir.
Adjuvan tedavinin temel amacı; cerrahi sırasında görülemeyen ve çıkarılamayan mikroskobik hastalığı baskılamak, lokal ve uzak nüks riskini azaltmak ve uzun dönem sağkalımı artırmaktır.
PRODIGE 24 faz üç randomize çalışması, cerrahi sonrası adjuvan modifiye FOLFIRINOX tedavisinin, gemcitabin tek ajan tedavisine kıyasla hastalıksız sağkalım ve genel sağkalımı anlamlı şekilde artırdığını göstermiştir. Bu nedenle performans durumu iyi olan hastalarda adjuvan modifiye FOLFIRINOX güçlü bir standart olarak kabul edilmektedir.
ESPAC-4 faz üç çalışması, adjuvan gemcitabin ve kapesitabin kombinasyonunun, gemcitabin tek ajan tedavisine kıyasla sağkalım avantajı sağlayabildiğini göstermiştir. Bu yaklaşım, yoğun adjuvan tedaviyi tolere edemeyen hastalarda önemli bir seçenektir.
Adjuvan tedavi kararı; cerrahi sınır durumu, lenf nodu tutulumu, tümörün biyolojik özellikleri ve hastanın cerrahi sonrası toparlanma durumu dikkate alınarak verilir.
Metastatik
Amaç kür değil. Yaşam süresi ve yaşam kalitesiPerformans ve moleküler profile göre basamaklı tedavi.
Metastatik pankreas kanserinde sistemik tedavinin temel amacı kür sağlamak değildir. Hedef; hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, semptomları kontrol altına almak, yaşam süresini uzatmak ve hastanın yaşam kalitesini korumaktır.
Birinci basamak metastatik hastalık tedavisinde en güçlü kanıtlar şu çalışmalardan elde edilmiştir:
PRODIGE 4 ACCORD 11 çalışması, FOLFIRINOX rejiminin gemcitabin tek ajan tedavisine kıyasla genel sağkalımı anlamlı şekilde uzattığını göstermiştir. Bu nedenle FOLFIRINOX, performans durumu iyi olan metastatik hastalarda tercih edilen birinci basamak seçeneklerden biridir.
MPACT çalışması, gemcitabin ve nab-paklitaksel kombinasyonunun, gemcitabin tek ajan tedavisine kıyasla sağkalım avantajı sağladığını göstermiştir ve bu kombinasyon uygun hasta grubunda standart tedavi seçenekleri arasında yer alır.
Hastalık progresyonu sonrasında ikinci basamak tedaviye geçilir. NAPOLI-1 faz üç çalışması, gemcitabin bazlı tedavi sonrası progresyon gösteren hastalarda nanolipozomal irinotekan, fluorourasil ve folinik asit kombinasyonunun etkinliğini ortaya koymuştur.
Üçüncü basamak ve ileri basamaklarda tedavi seçimi, hastanın performans durumu, önceki tedavilere yanıtı ve biyolojik özelliklerine göre bireyselleştirilir. Bu aşamada klinik araştırmalar önemli bir seçenek olarak değerlendirilir.
Moleküler olarak seçilmiş hasta gruplarında, özellikle germline BRCA bir veya BRCA iki mutasyonu veya diğer homolog rekombinasyon onarım defekti olan hastalarda, platin bazlı kemoterapilere duyarlılık artabilir. POLO çalışması, bu hasta grubunda platin bazlı kemoterapi sonrası idame olaparib kullanımının progresyonsuz sağkalımı uzattığını göstermiştir.
Metastatik hastalıkta sistemik tedavi; belirli bir kür sayısına bağlı değildir, hastanın klinik yanıtına ve toleransına göre sürdürülür. Radyolojik progresyon, klinik kötüleşme veya tolere edilemeyen yan etkiler geliştiğinde tedavi değiştirilir veya sonlandırılır.
Tedavinin etkisiz kabul edilmesi, yalnızca görüntüleme sonuçlarına değil; hastanın semptomları, performans durumu ve yaşam kalitesi birlikte değerlendirilerek yapılır.
8. Tedaviye Yanıt Nasıl Değerlendirilir, Ne Zaman Değiştirilir
Tedavi yoğunluğu hastanın performans durumu ve biyolojik özelliklerine göre belirlenirPankreas kanserinde sistemik tedaviye yanıt değerlendirmesi tek bir parametreye dayanmaz. Tedavi etkinliği; radyolojik bulgular, klinik durum ve biyokimyasal göstergeler birlikte ele alınarak bütüncül şekilde değerlendirilir. Bu yaklaşım, hastalığın biyolojik heterojenliği nedeniyle zorunludur.
Tedavi yanıtı esas olarak kontrastlı pankreas protokolüne uygun bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilir. Değerlendirme, genellikle her iki ila üç ayda bir yapılır. Yanıt sınıflaması uluslararası standartlara göre yapılır ve tümör boyutlarındaki değişim, yeni lezyon gelişimi ve mevcut lezyonların davranışı birlikte incelenir.
Rezektabl veya borderline rezektabl hastalıkta radyolojik yanıt değerlendirmesi, yalnızca tümörün küçülmesine değil; damar ilişkilerinin seyrine, çevre doku invazyonunun gerileyip gerilemediğine ve cerrahi sınır güvenliğine odaklanır. Bu nedenle görüntüleme sonuçları mutlaka multidisipliner kurulda değerlendirilir.
Metastatik hastalıkta ise yeni metastatik odak gelişimi, mevcut lezyonların progresyonu veya stabilitesi tedavi kararlarını doğrudan etkiler.
Radyolojik bulgularla birlikte hastanın klinik durumu değerlendirilir. Klinik yanıt değerlendirmesinde;
- performans durumundaki değişim
• kilo kaybı veya kilo stabilitesi
• ağrı kontrolü
• sarılık, kaşıntı ve gastrointestinal semptomların seyri
• günlük yaşam aktivitelerindeki değişim
dikkate alınır.
Bazı hastalarda radyolojik olarak sınırlı yanıt izlenmesine rağmen klinik fayda belirgin olabilir. Bu durumlarda tedavi, tolere edilebilir olduğu sürece sürdürülebilir.
CA 19-9 düzeyi, tedavi yanıtının izlenmesinde yardımcı bir biyokimyasal belirteçtir. Seri ölçümlerde düşüş eğilimi genellikle tedaviye yanıt lehine değerlendirilir. Ancak CA 19-9 tek başına tedavi kararını belirlemez.
Safra yolu tıkanıklığı olan hastalarda bilirubin düzeyleri normale dönmeden yapılan CA 19-9 ölçümleri yanıltıcı olabilir. Ayrıca Lewis antijen negatifliği olan hastalarda CA 19-9 hiç yükselmeyebilir. Bu nedenle biyokimyasal veriler her zaman klinik ve radyolojik bulgularla birlikte yorumlanır.
Sistemik tedavi şu durumlarda değiştirilir:
- Görüntüleme yöntemleri ile doğrulanmış hastalık progresyonu
• Klinik kötüleşme ve performans durumunda belirgin düşüş
• Tedaviye bağlı tolere edilemeyen yan etkiler
• Hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan toksisiteler
Metastatik hastalıkta, birinci basamak tedavi sonrası progresyon saptandığında ikinci basamak tedaviye geçilir. Bu geçiş, NAPOLI-1 çalışması gibi faz üç verilerle desteklenen yaklaşımlar doğrultusunda yapılır. İkinci basamak sonrası progresyon durumunda, hastanın performans durumu ve önceki tedavi toleransı göz önünde bulundurularak üçüncü basamak seçenekler veya klinik araştırmalar değerlendirilir.
Tedavi şu durumlarda sürdürülür:
- Radyolojik olarak stabil hastalık veya kısmi yanıt
• Klinik faydanın devam etmesi
• Yan etkilerin yönetilebilir düzeyde olması
Pankreas kanserinde stabil hastalık, özellikle metastatik evrede, klinik olarak anlamlı bir tedavi başarısı olarak kabul edilir.
Sistemik tedavi;
- Ardışık basamaklara rağmen progresyonun devam etmesi
• Performans durumunun belirgin şekilde bozulması
• Tedavinin hastaya zararının faydasını aşması
durumlarında sonlandırılır.
Bu aşamada tedavi hedefi tamamen değişir ve hastanın semptomlarının kontrolü, konforu ve yaşam kalitesi ön plana alınır. Destek tedavileri ve palyatif bakım, bu dönemde tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçası haline gelir.
Küratif niyetle standart cerrahi, pankreatikoduodenektomidir (Whipple). Amaç primer tümörü ve bölgesel lenf nodlarını onkolojik prensiplere uygun çıkarmaktır.
Ampulla Vateri kanserinde küratif şansın temel koşulu cerrahidir. NCCN kılavuzu da uygun lokalize tümörlerde cerrahiyi ana tedavi olarak konumlandırır. (JNCCN)
Adjuvan kararını en çok etkileyenler:
- Lenf nodu pozitifliği
- R1 cerrahi sınır
- T3 T4 invazyon
- Kötü diferansiyasyon
- Lenfovasküler invazyon
Bu kriterler varsa yalnızca izlem yerine adjuvan sistemik tedavi daha güçlü düşünülür.
9. Destek Tedavileri ve Palyatif Yaklaşım
Pankreas kanserinde destek tedavileri ve palyatif yaklaşım, yalnızca yaşamın son dönemine ait uygulamalar değildir. Tanı anından itibaren hastanın semptomlarını azaltmak, tedaviye uyumunu artırmak ve yaşam kalitesini korumak amacıyla tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Destekleyici yaklaşımlar, aktif sistemik tedavi ile birlikte yürütülür ve hastalığın evresine göre şekillendirilir.
Ağrı, pankreas kanserinde en sık görülen ve yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan semptomlardan biridir. Ağrı yönetimi basamaklı bir yaklaşımla ele alınır.
İlk basamakta non opioid analjezikler ve adjuvan ağrı kesiciler kullanılır. Ağrı kontrolü yetersiz kaldığında opioid analjeziklere geçilir. Opioid tedavi, hastanın ağrı düzeyi, böbrek ve karaciğer fonksiyonları dikkate alınarak bireyselleştirilir.
Seçilmiş hastalarda, özellikle retroperitoneal tutulum veya sinir pleksusu invazyonuna bağlı şiddetli ağrı varlığında çölyak pleksus nörolizisi önemli bir palyatif girişimdir. Çalışmalar, çölyak pleksus nörolizisinin opioid ihtiyacını azaltabildiğini ve ağrı kontrolünü anlamlı şekilde iyileştirebildiğini göstermiştir.
Kilo kaybı ve beslenme bozukluğu, pankreas kanserinde sık görülür ve tedavi toleransını doğrudan etkiler. Destek tedavilerinin temel hedeflerinden biri, hastanın beslenme durumunu mümkün olan en iyi düzeyde tutmaktır.
Pankreas ekzokrin yetmezliği olan hastalarda pankreatik enzim replasman tedavisi uygulanır. Bu yaklaşım; ishal, steatore ve kilo kaybının azaltılmasında etkilidir. Beslenme desteği, oral alımın mümkün olmadığı veya yetersiz kaldığı durumlarda enteral veya parenteral yöntemlerle planlanabilir.
Beslenme durumu düzenli olarak değerlendirilir ve destek stratejileri hastanın klinik seyrine göre güncellenir.
Safra Yolu Tıkanıklığı ve Sarılık Yönetimi
Baş bölgesi pankreas tümörlerinde safra yolu tıkanıklığı sık görülür. Sarılık, kaşıntı ve karaciğer fonksiyon bozukluğu hem yaşam kalitesini düşürür hem de sistemik tedaviyi geciktirebilir.
Bu durumda endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi ile safra yolu stentleme işlemi palyatif ve destekleyici bir girişimdir. Safra drenajının sağlanması, karaciğer fonksiyonlarının düzelmesine ve sistemik tedavinin güvenli şekilde başlanabilmesine olanak tanır.
Baş bölgesi pankreas tümörlerinde safra yolu tıkanıklığı sık görülür. Sarılık, kaşıntı ve karaciğer fonksiyon bozukluğu hem yaşam kalitesini düşürür hem de sistemik tedaviyi geciktirebilir.
Bu durumda endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi ile safra yolu stentleme işlemi palyatif ve destekleyici bir girişimdir. Safra drenajının sağlanması, karaciğer fonksiyonlarının düzelmesine ve sistemik tedavinin güvenli şekilde başlanabilmesine olanak tanır
Pankreas kanseri, tromboembolik olaylar açısından yüksek riskli bir hastalıktır. Klinik olarak uygun hastalarda tromboz riski değerlendirilir ve gerekli durumlarda profilaktik veya tedavi edici antikoagülan yaklaşımlar planlanır.
Kemoterapi alan hastalarda enfeksiyon riski de göz önünde bulundurulur. Febril nötropeni riski yüksek olan hastalarda destekleyici tedbirler ve yakın izlem önemlidir.
Pankreas kanseri tanısı, hasta ve yakınları üzerinde ciddi psikolojik yük oluşturur. Anksiyete, depresyon ve umutsuzluk duyguları sık görülür. Psikososyal destek, tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır.
Hastanın ve ailesinin bilgilendirilmesi, beklentilerin gerçekçi şekilde ele alınması ve gerektiğinde psikolojik destek sağlanması, tedaviye uyumu ve yaşam kalitesini artırır.
Palyatif bakım, yalnızca yaşamın son dönemine ait bir yaklaşım değildir. Hastalığın erken evrelerinden itibaren, aktif tedavi ile birlikte planlanabilir. Palyatif bakımın erken entegrasyonu; semptom kontrolünü iyileştirir, hastane başvurularını azaltabilir ve hasta memnuniyetini artırabilir.
İleri evrede veya sistemik tedaviden fayda görülmeyen hastalarda palyatif bakım ön plana çıkar. Bu aşamada hedef; yaşam süresini uzatmaktan ziyade, hastanın konforunu ve onurunu korumaktır.
10. Özet Klinik Mesajlar
• Pankreas protokolü kontrastlı batın Bilgisayarlı Tomografi temel tetkiktir
• Borderline demek “ameliyat yok” değil, “doğru zamanlama” demektir
• CA 19-9 biyolojik davranış göstergesidir
• Genetik ve NGS seçilmiş hastada tedaviyi değiştirir
• MR Linak eski nesil radyoterapiden farklıdır
• Tedavi sıralaması hastaya göre belirlenir
Tıbbi Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu internet sitesinde yer alan tüm bilgi, metin, görsel ve içerikler; genel tıbbi bilgilendirme amacıyla sunulmuş olup, hiçbir şekilde tanı koyma, tedavi planlama, tıbbi danışmanlık veya hekim–hasta ilişkisi kurulması amacı taşımaz.
Sitede yer alan bilgiler, herhangi bir hastalığın tanısı veya tedavisi için tek başına esas alınamaz. Tanı, tedavi ve izlem kararları; hastanın klinik durumu, hastalık evresi, biyolojik özellikleri ve eşlik eden sağlık sorunları dikkate alınarak, yalnızca hastayı bizzat değerlendiren hekim tarafından ve gerekli tıbbi incelemeler ile multidisipliner değerlendirme sonrasında verilmelidir.
Bu sitede yer alan içeriklere dayanılarak hekime danışılmaksızın yapılan veya yapılmayan herhangi bir tıbbi uygulamadan, tedavi değişikliğinden ya da tedavinin ertelenmesinden doğabilecek doğrudan veya dolaylı zararlardan site ve içerik sağlayıcıları sorumlu tutulamaz.
Sitede sunulan bilgiler, yayımlandığı tarih itibarıyla geçerli olan bilimsel kılavuzlar ve literatür doğrultusunda hazırlanmış olup, bilimsel gelişmelere bağlı olarak güncelliğini yitirebilir. Bu nedenle içeriklerin her zaman güncel, eksiksiz veya tüm hastalar için uygun olduğu yönünde herhangi bir garanti verilmemektedir.
Kaynaklar
- NCCN Clinical Practice Guidelines in Oncology
Pancreatic Adenocarcinoma.
National Comprehensive Cancer Network.
En güncel sürüm. - ESMO Clinical Practice Guidelines
Pancreatic Cancer: diagnosis, treatment and follow-up.
Annals of Oncology. - ASCO Guidelines
Management of Pancreatic Cancer.
American Society of Clinical Oncology. - Conroy T, Desseigne F, Ychou M, et al.
FOLFIRINOX versus gemcitabine for metastatic pancreatic cancer.
New England Journal of Medicine. - Conroy T, Hammel P, Hebbar M, et al.
Adjuvant modified FOLFIRINOX versus gemcitabine in pancreatic cancer.
New England Journal of Medicine.
(PRODIGE 24 / CCTG PA.6) - Tempero MA, Reni M, Riess H, et al.
Gemcitabine plus nab-paclitaxel versus gemcitabine alone for pancreatic cancer.
Journal of Clinical Oncology.
(MPACT study) - Versteijne E, Suker M, Groothuis K, et al.
Preoperative chemoradiotherapy versus immediate surgery for resectable and borderline resectable pancreatic cancer.
Journal of Clinical Oncology.
(PREOPANC trial) - Katz MHG, Shi Q, Ahmad SA, et al.
Preoperative modified FOLFIRINOX treatment followed by capecitabine-based chemoradiation for borderline resectable pancreatic cancer.
Journal of Clinical Oncology.
(Alliance A021501) - Wang-Gillam A, Li CP, Bodoky G, et al.
Nanoliposomal irinotecan with fluorouracil and folinic acid in metastatic pancreatic cancer previously treated with gemcitabine-based therapy.
The Lancet.
(NAPOLI-1) - Golan T, Hammel P, Reni M, et al.
Maintenance olaparib for germline BRCA-mutated metastatic pancreatic cancer.
New England Journal of Medicine.
(POLO trial) - Hidalgo M.
Pancreatic cancer.
New England Journal of Medicine. - Kleeff J, Korc M, Apte M, et al.
Pancreatic cancer.
Nature Reviews Disease Primers. - Vincent A, Herman J, Schulick R, et al.
Pancreatic cancer.
The Lancet.
14. Neoptolemos JP, Palmer DH, Ghaneh P, et al.
Comparison of adjuvant gemcitabine and capecitabine with gemcitabine monotherapy.
The Lancet.
(ESPAC-4)
